ORGANİZASYON ŞEMASI

ORGANİZASYON ŞEMASI

Geride kan milli maç arasında Türkiye’de futbol gündemini “Volkan Demirel” sorunsalı belirledi. Spor basını manşet alabilmek, haklı olarak Volkan Demirel sorusunu Türkiye futbol direktörü Fatih Terim’e iletirken, Fatih Terim ise haklı olarak “ niçin çağırmadığım diğer oyuncuları değil de Volkan Demirel’i soruyorsunuz “ dedi  ve “ ben basın aracılığıyla Volkan veya başka bir oyuncuyla iletişim kurmam” dedi. Oysa Atila Gökçe 17 mart tarihli yazısında şu satırları kaleme almıştı; “Volkan Demirel en kısa zamanda özel bir basın toplantısı düzenleyerek tüm samimiyeti ve pişmanlığıyla önce terk ettiği takım arkadaşlarından, sonra Volkan Babacan’dan, sonra teknik heyetten ve nihayet Türk futbol severlerinden özür dilemeli! Ayrıca kimin sözleriyle stattan ayrıldığını, kimin sözleriyle geri döndüğünü de açıklamalı! Bu özürüyle kamuoyunu ve Milli Takım’daki hocalarını, arkadaşlarını ikna etmeli.”

Milli Takım kapısında Volkan Demirel’le ilgili beklenti budur. Bu beklenti yerine gelmezse, Volkan’ın egosunu yenemediği, haklı öfkesini hâlâ kontrol edemediği anlaşılır ki, sonuç hepimizin kaybı olur!

Fatih Terim olmasa bile birileri çoktan Volkan Demirel ile basın aracılığıyla iletişime geçmişti. Bu kısa hatırlatmayı yaptıktan sonra biz esas konumuza, organizasyon şemasına dönelim.

Fatih Terim futbol direktörü sıfatıyla yaklaşık 4 yıldır görevde lakin bu görev sürecinde henüz hayata kaç maddesi geçirildiğinden bir haber olduğumuz “Haliç Konuşması” ve açıklanan ilk 11 dışında somut bir veri yok. Bahsettiğim Haliç konuşmasında Fatih terim “ ben buraya turnuvalara katılmak ve anlık başarı için gelmedim, kalıcı temeller atmaya geldim1 dediği için Euro 2016 finallerine katılmış olmayı elde edilmiş bir başarı olarak saymıyorum.

Bu görev süresi boyunca hala planlayamadığımız ilk olgu “organizasyon şeması” . Milli Takımlar teknik kadro şemasını 2 bölümde inceleyecek olursak

Görüldüğü üzere Hamza Hamzaoğlu sonrası sadece A milli takım seçicisi değil, aynı zamanda futbol direktörü olan Fatih Terim’in hala bir yardımcısı yok -ki Abdullah Ercan ve Vedat İnceefe Euro 2016 sürecinde son maçlarda sorumlu oldukları alt yaş kategorilerinin maçları olduğu halde asli görevlerini bırakıp Fatih Terim’in yanında yer almışlardı- 

Bu organizasyon şemasının sıkıntıları özellikle alt yaş kategorilerinde alınan sonuçlardan belli – ki alınan sonuçtan kastım mağlubiyetler vb değil, üst yaş ve a kadroya çıkarılmayan, verilemeyen oyuncular-

Özellikle alt yaş kategorilerinin son 10 yılı incelendiğinde , alt yaş kategorileri arasındaki geçişlerde ciddi bir sorun yaşandığı ve yaş kategorilerindeki oyuncuların değiştiğini yani istikrarın yakalanamadığını göreceğiz.

Abdullah Ercan Türkiye – Hollanda U21 maçı sonrası “Türkiye'de iyi defans oyuncusu yetişmiyor. bunu bir an önce değiştirmemiz gerek "açıklamasını yaptı. Teşhis doğru lakin Abdullah Ercan bu göreve yeni başlamadı. Bu alt yaş milli takımlarda görev yaptığı 2. dönem ve şu anki görevinin başında 24 ayı doldurmuş durumda. Bu önemsiz bir detay. Esas üzerinde düşünmemiz gereken mesele, futbolda süreklilik. Yine Hollanda maçı sonrası " beklerimiz ilk kez bir arada oynadı, ilk devre bu sebepten oldukça zorlandılar" açıklamasını yapmıştı Abdullah Ercan.  Esasında ilk kez oynayan bekler değil, neredeyse bütün takımdı. Abdullah Ercan'ın U21 milli takımlarda görev aldığı son 2 seneden bahsetmiyorum sadece. Bu takıma yani U21 milli takımına oyuncu hazırlaması gereken U20 - ki uluslararası seviyede bir futbol sezonunda çok az maç oynuyorlar- değil, U19 milli takımımız aslında. Abdullah Ercan göreve geldikten sonra U19 milli takımımızın oynadığı maçlara baktığımızda , hem tablonun değişkenliğini hem de futbolda sürekliliği değil, o günü düşündüğümüz ve/veya düşünmek zorunda olduğumuz gerçeğiyle karşılaşıyoruz.
Aşağıda Abdullah Ercan göreve geldikten sonra Vedat İnceefe yönetimindeki U19 takımımızın bazı maçlardaki kadrosunu göreceksiniz.

MAKEDONYA - TÜRKİYE (06.09.2013)

SIRBİSTAN-TÜRKİYE ( 28.05.2014)

TÜRKİYE-İZLANDA ( 07.10.2014)

06.09.2013 tarihinden itibaren kadroları incelediğimizde, sürekliliği kazanmış olması gereken milli takımlarımızda tablonun vahameti ortaya çıkmakta

Süreklilik için 2 anahtar kelime “proje ve sabır” . Fatih Terim’in 12 maddelik yapılması gerekenlerin kaçının gerçekleştiğini de sorgulamamız, Volkan Demirel ve benzer  sorular yerine bu soruları sormamız gerekirken hayatı manşetlerden yaşamaya devam ediyoruz. Oysa Fatih Terim’in açıkladığı “ilk 11” projesini ortalama bir Alman kulübü en kötü 10 yıl önce hayata geçirmiş durumda.

Çözüm önerisi çok ama öncelikle organizasyon şemasını düzelterek ise başlayabiliriz.

Etiketler: 
Makale tipi: 

Yorumlar

BENZER İÇERİK

Aslında maç hiç de korku-gerilim gibi başlamadı Akhisar savunmayı öne çıkarıp...
Owner
Başakşehir maçındaki filmin görüntü kalitesi, senaryosu, kurgusu, oyunculuğu,...
Tespit gibi tespitle başlıyorum yazıya. Galatasaray takımının deplasmanda...
Klasik bir başlık mı? Olabilir. Başlık atmak yazıyı yazmaktan zor valla....
Galatasaray maça rakibinin nickneymi gibi fırtına gibi başladı. Ali Sami Yen’de...
Valla iki tarafa da yarar bir sonuç oldu. Fenerbahçe Kadıköy’de kaybetmeme...

Aforizma

Bir atlet, cepleri para doluyken koşamaz. Kalbi umutla, kafası hayallerle doluyken koşabilir.

Emil Zatopek

ÜYELİK

Güncel

Beşiktaş'ta 3'er sarı kartı olan Gomez ve İsmail gibi Kayseri maçını hasarsız...
“Gereksiz bir şekilde topa çok fazla sert vurdum ve atışı gole çeviremedim. Bu son olsun... Bir...
“Yarışta ipler elinizde mi” sorusuna, Güneş’ten ilginç çıkış: "Biz ip atlamıyoruz, top oynuyoruz....
Süper Lig'in 31. haftasında Kayserispor'u 4-0'la geçen Beşiktaş, bitimine 3 hafta kala 73 puanla...
Beşiktaş son 13 yılın en yüksek puanını topladı. Ligin 31. haftasında Kayserispor'u 4-0 mağlup...