Türkiye – Fransa: 2-0 Milli Takımı Sevdik

Türkiye – Fransa: 2-0 Milli Takımı Sevdik

Kaybedecek bir şeyimiz yok ama kazanacak o kadar çok şeyimiz var ki….demiş Şenol Hoca maçtan önce. Maçı anlatan arkadaş da başlama düdüğüyle beraber maçı bu cümleyle açıyordu. Mustafa Denizli’nin dediğine benziyor, kaybetmek kolay, kazanmak olay.

Hocaların ikisi de haklı.

Daha dünya kupasını kazanması bir sene olmamış Fransa’yı yenmek hakikaten çok büyük iş. Deyim yerindeyse top göstermeden yenmek büyük iş. Maçı isabetli şut atamadan tamamlamışlar.

Bugüne gelene kadar sallanmamış yani Fransa zaten kötü gidiyordu, bir yerde takılacaktı diye düşünülmesine de sebep olacak bir oyun oynamış değil Fransa.

Şenol Hoca hem iyi çalışmış hem de takımı hem futbolun gerekleri hem de mental olarak çok iyi hazırlamış. Vallahi bravo.

Fatih Terim, Mustafa Denizli, Şenol Güneş. Yaşadıkları ve çalışmak istedikleri sürece milli takımı bu üçünden biri çalıştırmalı. Çok yakışıyorlar. Aynı dönemin oyuncularıydılar. Benim de çocukluk, ilk gençlik dönemime denk geliyor futbolculukları. Üçünü de o kadar çok izledim ki. Ve o dönem Avrupa kupalarında ve milli takımlarda herhangi bir başarımızın olmadığı iğrenç, üzücü, travma yaratan dönemlerdi.

Bu travmaları bizzat sahada yaşayan bu üç adamın gençliklerinden intikam alırcasına bu kadar başarılı olmaları enteresan. Nasrettin Hocanın damdan düşen bilir dediği olay galiba. Maçtan iki gün önce de Akşehir’den geçtim ha.  

Gelelim biz Fransa’yı nasıl yendik konusuna. Açık söyleyeyim, bilmiyorum. Hiç anlamam saha içinde olanlardan.

Twittera göre kazanmamızın çeşitli sebepleri var. Yabancı sınırının genişletilmiş olması, Lucescu’nun gitmesi, Şenol Hocanın gelmesi, adam tayfanın olmayışı, gençlerin şans bulması falan diye gidiyor liste. Ha bir de jenerasyon yakalama hikayesi var. Buna da değineceğim elbette. Ama bir de ekleme yapayım listeye (maç devam ederken twit atmıştım zaten) Fransa’nın laubali oyunu.

Tek tek ele alalım bu değerli fikirleri, belki birleştirip yararlı bir sonuca ulaşırız.

Yabancı sınırının genişletilmiş olması, bence kuralın adının böyle olması daha mantıklı. Eskiden 14 yabancı alınabiliyor muydu, hayır. Genişledi işte. Yok yerli kuralı, yok yabancı kuralı falan diye kandırmacaya girmemek gerekli.

Bir ülkede futbolcunun yetişmesi için yerli-yabancı kuralı öncelik olamaz ya da milli takımın başarısı için. Futbolcu yetiştirmenin dinamikleri bu kadar basit değil. Önce yetiştirici antrenör yetiştireceksin canım kardeşim. Sonra o antrenörlere adam gibi yaşamaları için, işleriyle ilgili kendilerini geliştirebilmeleri için adam gibi maaş vereceksin. Liste uzun, bu yazının konusu değil.

Ancak şu da var ki, Merih gibi, Zeki gibi Türkiye’de doğmuş, futbolu Türkiye’de öğrenmiş gençler yabancı sınırı olsaydı Avrupa’ya gitmeden büyük paralar kazanabilecekler ve muhtemelen yurtdışına gitmeyeceklerdi. Aynı Soygün gibi, aynı Ozan gibi, aynı Cengiz gibi, aynı Enes gibi, aynı Okay gibi.

Baya topçu varmış dışarıda valla. Unuttuklarımda vardır mutlaka ama burayı okumayacakları için ayıp etmiş olmam. Yine de pardon gençler.

Buradan jenerasyon yakalama konusuna geçelim. Bir Apo Hunter değilim ama geçiş oyunu ben de iyi oynarım. Jenerasyon yakalanmaz, yakalanmamalı. Jenerasyon yetiştirilir. İnsan yetiştirmek şarap üretmeye benzemez ki. Bu senenin mahsulü çok iyi oldu, çok da güzel oldu. Şarap çok lezzetli, bunun şişesini çok güzel paraya okuturum bir durum değil yani futbolcu yetiştirmek. Google hazretlerine sordum şöyle bir bilgi buldum: 1947 Château Cheval Blanc: 544.200 TL  
Tüm zamanların en iyi Bordeaux'u olarak bilinen şarap, önceleri bir İsviçre'linin elindeydi. Daha sonra yapılan bir açık artırma ile Cenevrede Christie's'e satıldı. Şarap önümüzdeki 50 yıl boyunca kullanılabilir.

Bu ne lan. İçme de yanında yat.

Neyse. İnsan ve yazı özelinde futbolcu iyi tarama, iyi eğitim, planlama gibi bilimsel yöntemlerle yetiştirilir. Piyango gibi ‘’evraka evraka jenarasyon buldum’’ olacak iş değil.

Lucescu’nun gitmesi. Eyvallah. Ben de istemiyordum Lucescu’yu ama Fransa’yı yenen kadrodaki bir çok futbolcuyu Luce de çağırıyordu.

Şenol Güneş’in gelmesi. İyi hoca, peki.

İşte tam burada gözden kaçırılmaması gereken bir şey var. Luce zaten topçu arama derdinde hiç olmadı. Şenol Hocanın da böyle bir vakti olmadı. Yalan mı?

Demek ki bu oyuncuları takip eden, hocalara öneren bir scout ekibi var ve sözü dinlenen birilerinden oluşuyor. Örneğin Sinan Bolat kadroya alınacak diyorlar alınıyor. Yoksa hem Luce hem de Şenol Güneş neden alsın Sinan’ı. Bu kadroda var mı bilmiyorum doğrusu, önceki maçlardan bahsediyorum.

Bakın burası hakikaten çokomelli. Bu scout kadroyu kulübüne transfer eden çok adım öne geçer.

Adam tayfanın olmayışı? Lan sadece Arda yok orada. 39 yaşındaki fırçaların efendisi Emre bile orada.  

Biz bu mili takımı çok sevdik. Çünkü kazanıyor olum. Bana başka sevgi sözcükleriyle gelmeyin, yemezler. Bu milletin ciğerini biliyorum.

Yarın İzlanda’yı yenmek ya da en azından yenilmemek Fransa galibiyetinin değerini arttıracak. Ne demiş İmparator: Yenemiyorsan yenilme.

Makale tipi: 

BENZER İÇERİK

Kaybedecek bir şeyimiz yok ama kazanacak o kadar çok şeyimiz var ki….demiş...
Başakşehir dediğime bakmayın, akbilspor işte. Güya İBB Spor Kulübünden ayrılıp...
Attığım en uzun başlık olabilir, aynı başlığı daha önce atmamışsam. Bu arada...
Yine içinde maç olmayan bir maç yazısıyla karşınızdayım. Memlekette iki gruba...
Attığım başlığı sevdim lan. Ali Sami Yen’deki bir akbilspor maçında Bülent...
Ercan Taner’in maçın bitişini haber veren anonsu buydu, 3-1 kazanıyor...

Aforizma

Hiçbir kuvvet beni bu stadda 25.000 kişi olduğuna inandıramaz! Dida'yı bir kere bile duyamadım (Ali Sami Yen'deki Galatasaray maçı sonrası)

Paolo Maldini

ÜYELİK

Güncel

Spor Toto Süper Lig'in lideri Beşiktaş'ta bu sezon gösterdiği performansla, eski günlerine...
Beşiktaş, ligin bitimine 3 hafta kala 73 puanla zirvenin tadını çıkarıyor.   Zor geçmesi...
Beşiktaş'ta 3'er sarı kartı olan Gomez ve İsmail gibi Kayseri maçını hasarsız...
“Gereksiz bir şekilde topa çok fazla sert vurdum ve atışı gole çeviremedim. Bu son olsun... Bir...
“Yarışta ipler elinizde mi” sorusuna, Güneş’ten ilginç çıkış: "Biz ip atlamıyoruz, top oynuyoruz....